Verilerin İçinde Kaybolup Gerçeği GörememekGünümüz dünyasında neredeyse her şey ölçülüyor, tablolaştırılıyor, grafikleniyor, dashboard’lara dökülüyor. KPI’lar, OKR’ler, NPS skorları, churn rate, CAC/LTV oranları, A/B test sonuçları… Veriler hiç bu kadar bol, erişilebilir ve renkli olmamıştı.Peki neden hâlâ bu kadar çok şirket yanlış stratejiye saplanıyor, neden yöneticiler “ama veriler bunu gösteriyor” dedikten altı ay sonra “nasıl oldu da göremedik?” diye şaşırıyor?İşte tam burada analitik körlük devreye giriyor.Analitik körlük; veriye boğulmuşken asıl önemli olanı, bağlamı, anomalinin anlamını, sessiz çığlıkları ve “burada bir tuhaflık var” hissini fark edememe halidir. Görsel olarak görünmez goril deneyine çok benzer: ekranda basketbol topu paslaşan insanları izlerken koca bir goril sahnenin ortasından geçer ve %50’den fazla insan bunu hiç fark etmez. Çünkü zihin, odaklandığı göreve kilitlenmiştir. Analitik körlük de tam olarak budur: metrikler paslaşırken asıl goril önümüzden geçip gitmektedir.Günlük Hayattan ve İş Dünyasından Bazı Kör Noktalar
- Aylık aktif kullanıcı sayısı son 18 aydır %4–7 arasında düzenli büyüyor → “Harika gidiyoruz!”
Gerçek: Organik büyüme sıfırlandı, bütün artış paralı acquisition’dan geliyor ve LTV/CAC oranı 1.1’e düştü. Goril çoktan sahnede dans ediyor ama dashboard yeşil olduğu için kimse bakmıyor. - Net Promoter Score 42’den 38’e geriledi → “Küçük bir dalgalanma, önemli değil.”
Gerçek: Son üç çeyrektir sadece “çok memnun” diyenlerin oranı düşüyor, “pasif”ler “detractor”a kayıyor. Churn önümüzdeki 90 günde patlayacak ama skor hâlâ “ortalama” bandında olduğu için acele edilmiyor. - Web sitesi dönüşüm oranı %2,1 → sektör ortalamasının üstünde → “Her şey yolunda.”
Gerçek: Mobil dönüşüm oranı %0,7’ye çökmüş, desktop hâlâ %3,8 çekiyor. Kullanıcı kitlesinin %65’i artık mobilden geliyor. Goril pembe telefon kılıflı ve selfie çubuğuyla sahnede. - Çalışan bağlılık anketi skoru 4.1/5 → “Memnuniyet yüksek.”
Gerçek: Son 8 ayda en yüksek performans gösteren 14 kişiden 11’i istifa etti. Anketi dolduranlar çoğunlukla “ortalama” performans grubundan. En çok sesi çıkmayanlar zaten çoktan kapıyı çalmış.
- Dar odak tuzağı
Tek bir Kuzey Yıldızı metriğe kilitleniyoruz (vanity metric bile olabilir). Diğer her şey “destekleyici” kabul edilip arka plana atılıyor. - Bağlam fakirliği
Sayılar soyut. “%18 artış” dedirtmek kolay, “ama geçen sene pandemiden sıfır taban vardı” bilgisini hatırlatmak zor. - Zaman sıkışması ve bilişsel tembellik
Haftalık rapor toplantılarında 47 slayt izleyip derin düşünmeye vakit kalmıyor. Hızlı yeşil/kırmızı kararları tatmin edici geliyor. - Onaylama eğilimi
İyi giden metrikleri büyütüyor, kötü gidenleri “gürültü” diye geçiştiriyoruz. - Uzmanlık körlüğü
Çok derin veri analitiği bilen ekipler bazen ormanı göremiyor. Çünkü ağaçların DNA’sına dalmış durumdalar.
- Her raporda mutlaka “Bu sayı neden böyle?” sorusunu zorla sordur. Cevap “tahmin ediyorum” ya da “bilmiyoruz” ise o metrik geçici olarak kırmızıya boyanmalı.
- Dashboard’lara “beklenmedik olay filtresi” ekle: son 3 ayın medyanından ±%35 sapma varsa otomatik uyarı çıksın.
- Aylık bir “Goril Avı” oturumu yap: sadece “anormal görünen, tuhaf gelen, açıklaması zor olan her şeyi” konuş. Metrik yeşil bile olsa.
- Veriyi anlatan kişiden bağımsız bir “şüpheci” atayın. Görevi sadece “ya bu yanlışsa?” demek.
- En önemlisi: metrikleri değil, hikâyeyi tartış. Sayılar hikâyenin malzemesidir, kendisi değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu analizde seni en çok düşündüren nokta ne, ya da kendi gözlemlerinle nasıl yorumluyorsun?
Senin yorumların paylaşımlarımı zenginleştirecek !