Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




İzleyiciler

6 Ağustos 2026 Perşembe

Türkiye’de petrol ve gaz keşifleri

Türkiye’de son yıllarda (özellikle Güneydoğu’da terörün azaldığı bölgelerde) yeni petrol ve gaz keşifleri yapıldı. Bunlar gerçek ve önemli adımlar.  

'Neden hemen fiyatlar düşmüyor ve cebimize yansımıyor?' sorusunu duyuyoruz.

  1. Bulmak ≠ hemen pompadan akıtmak
    Petrolü bulmak sadece ilk adımdır. Sonra kuyu açmak, boru hatları kurmak, rafineriye taşımak, işlemek ve dağıtmak yıllar sürer. Yeni bulunan sahalar henüz tam kapasiteye çıkmadı.
  2. Türkiye’nin üretimi hâlâ çok küçük
    Dünya petrol piyasası devasa. Türkiye’nin toplam üretimi, ülkenin kendi ihtiyacının çok

24 Temmuz 2026 Cuma

Özgür Özel'in , Hulisi Akar'ı kızdıran sözleri



Özel'in  Akar'ı kızdıran sözleri şunlardı:
  • "Sen silah arkadaşlarının bedduasını alan bir adamsın." (Silah arkadaşların sana haklarını helal etmeyerek öldüler.)
  • Akar'ı, tutuklanan/cezaevindeki eski silah arkadaşlarını (Hasdal'dakileri) ziyaret etmemekle, onlara sahip çıkmamakla suçladı.
  • Darbe sürecinde/öncesinde FETÖ'cülerle ilgili yeterince önlem almamak, kumpas davaları (Balyoz, Ergenekon) döneminde sessiz kalmak gibi eleştiriler de getirdi.


Buna karşılık Hulisi Akar, 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'nde yaşadıklarını (silah dayatması, imzalamayı reddetmesi vs.) anlattıktan sonra Özel'e dönerek "Keşke Atatürk’ümüzün partisinde sizin gibi bir Grup Başkan Vekili olmasaydı" dedi. 

Hulisi Akar'ın, Özel'e sert yanıtı;

"Saat 20.30 civarında içeri o alçaklar girdiler ve kafamıza tabancayı dayadılar, 'Başımıza

12 Temmuz 2026 Pazar

Yeterli olmaya gönülsüzlük

TV programlarını izlerken insanın içinden "Yahu bunlar 50-60 yıl önce de aynı şeyleri söylüyordu, üstelik dedeleri de öyle demişti" demek geliyor. Gözlemler (gençlerde değer kaybı, ahlak erozyonu, kurumların içinin boşalması) büyük ölçüde doğru olabilir, ama tartışma formatı genellikle yüzeysel kalıyor: "Ne hale geldik? Neden böyle? Kim suçlu?" döngüsü. Yeni bir şey söylenmiyor, çünkü derin dinamiklere inmek rahatsız edici olur.

 
Bu durum sadece benim neslimle ilgili olamaz düşüncesiyle, ufak bir tarihsel araştırma yaptımTarih boyunca hemen her toplumda aynı yakınmalar olmuş:

Antik Roma'da Livius, ahlaki çöküşten dert yanmış.
Eski Yunan'da gençlerin saygısızlığından oldukça şikayet etmiş.
1800'lerde, 1900'lerde, her dönemde "eskiden gençler böyle değildi" demiş

9 Temmuz 2026 Perşembe

NATO Zirvesi’nde Medya

Vakar ve İmaj

NATO Zirvesi’nde Türkiye ev sahipliği yapıyor. Protokol başarıyla yürüyor, tarihi anlar yaşanıyor. Devlet, diplomasinin ince yolunda dikkatle ilerliyor. Peki ya biz? Medyamız bu önemli günleri nasıl anlatıyor?




Maalesef çoğu zaman arzu ettiğimiz gibi değil. Sunucularımızın yüzünde sürekli bir gülümseme, ses tonunda “hi hi” diye adlandırabileceğimiz yapay bir neşe var. Özellikle yabancı bir liderin takdir cümlesi okunduğunda takınılan o çocuksu sevinç hali, “Bakın bize de değer verdiler” der gibi. Bu, gurur değil; yılların biriktirdiği aşağılık kompleksinin yansıması gibi duruyor.

2 Haziran 2026 Salı

Aynadaki Yabancı ve Kusursuz Maskeler

İnsan kalabalıkların arasına karıştıkça, görünmez bir anlaşmanın sessiz ortağı buluyor kendini. "Beni olduğum gibi kabul etme," diyor sistem, "bizi olduğumuzu sandığımız maskelerle kabul et." Rolünü iyi oynayanların, sahte bir nezaketle örülmüş tahtlarında oturduğu bir dünyada, yürümeyi seçtiğin yol elbet bir yerlerde engebelere çarpacaktır.

Seni sevmeyenler olacak. Bunu bir yenilgi değil, bir nişane gibi göğsünde taşımalısın. Çünkü kolay değilsin.

Kolay olmamak, bugünün dünyasında bir başkaldırıdır. İnsanlar, pürüzsüz yüzeyleri sever; sorgulamayan, akıntıya kapılan, rüzgara göre eğilen ruhları... Oysa sen durup bakıyorsun. Bakmakla yetinmiyor, görüyorsun. Gözlerin, bir vitrin süsü gibi sergilenen o kusursuz sahnelerin arkasındaki dikiş izlerini fark ediyor. Rol yapanı, kelimelerin arkasına saklanan o küçük hesapları, o çok ustaca parlatılmış sahteliği hissediyorsun.

İşte tam da bu yüzden, o kalabalıklar için bir "tehdit" haline geliyorsun.

İnsanlar karanlığı sevdiklerinden değil, ışığın kendi gölgelerini ifşa etmesinden korktuklarından kaçarlar senden. Gerçeği gören bir çift göz, inşa ettikleri o sırça

23 Nisan 2026 Perşembe

Kim programlarsa, o yönetir

The AI Illusion" kitabının yazarı Mark Keenan şöyle diyor:"Yakında yaşanan kimlik ile yönetilen kimlik arasındaki ayrım bulanıklaşacak..." Bunun anlamı ne ve Kim programlayacak? Kimler? 




 Mark Keenan (tam adıyla Mark Gerard Keenan), eski bir BM teknik uzmanı ve teknoloji, güç yapıları ile insan özgürlüğü üzerine eleştirel kitaplar yazan bir yazar. “The AI Illusion” kitabı, yapay zekânın (AI) nasıl bir kontrol aracı haline geldiğini, algoritmalar ve gözetim yoluyla insan davranışını şekillendirdiğini, “dijital totalitarizm” ve teknokrasi tehlikesini

20 Nisan 2026 Pazartesi

Elle Yoğurulan Hayat


Günümüzde birçok insan, hayatın akışına kapılmış gibi görünüyor. Teknoloji, medya ve piyasa mantığı, her şeyi daha kolay, daha hızlı ve daha “hazır” hale getirme vaadiyle karşımıza çıkıyor. İlişkiler, tüketim alışkanlıkları, hatta kendi benliğimiz bile bu vaadin etkisi altında kalıyor. Boşanmalar artıyor, gençler tek başına yaşamayı tercih ediyor, bağlar yüzeyselleşiyor. Peki bu tablonun asıl nedeni nedir? Sadece dışarıdaki sistem mi, yoksa bizim bu sisteme verdiğimiz karşılık mı?
Asıl mesele, maruz kalmak ile teslim olmak arasındaki farkta yatıyor. Hayat boyu sayısız etkiye maruz kalıyoruz: akımlar, özendirmeler, kolaylık vaatleri, toplumsal baskılar… Bunlar kaçınılmaz. Ama teslim olmak bir tercihtir. Bu tercihten kaçınanlar, “kokuyu alma” yeteneğini geliştirmiş olanlardır. Başkalarının hazırladığı oyunun farkına varan, “Bu gerçekten benim istediğim şey mi, yoksa bana satılmak istenen bir kolaylık mı?” diye durup sorabilenlerdir.