Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




6 Nisan 2025 Pazar

Kongrede tek aday varsa neden seçim yapılıyor?:)

Bir seçime 1 kişi katılıp, nasıl o isim için 'seçildi' deniyor? Ben bunu hiç anlayamadım. Bir partinin kongresi yapıldı. Tek aday varsa neden seçim yapılıyor? 
Bunu araştırdım, belki benim gibi merak eden vardır diye paylaşıyorum:

Bu durumu anlamak için öncelikle "seçim" kelimesinin hem günlük dildeki kullanımına hem de teknik anlamına bakmak gerekiyor. Bir partinin kongresinde tek aday olması ve buna rağmen "seçim" yapılması, aslında demokratik süreçlerin bir parçası olarak formaliteyi tamamlamakla ilgili.

Siyasette Akil Adam Olmak: Bir Hayal mi, Yoksa Gerçek mi?

Siyaset denince aklımıza genelde hararetli tartışmalar, çekişmeler ve bazen de koltuk kavgaları gelir. Ama bir de o nadir görülen isimler vardır ya hani; herkesin “İşte bu kişi akil adam” dediği, sağduyusuyla, sakinliğiyle kalabalıkların arasında parlayan insanlar… Peki, siyasette akil adam olmak neden bu kadar zor? Daha da önemlisi, bu yolda ilerlemek isteyen biri hangi yanlış adımlarla bu hayalini elinden kaçırır?

Bilgelik Neden Kolay Kaybolur?
Siyaset, adeta bir sınav alanı. Bir yanda halkın beklentileri, diğer yanda güç oyunları… Bu karmaşada akil adam olmak, tarafsız bir hakem gibi durabilmek demek. Ama işte, insanız ya, bazen o tarafsızlık ipi elimizden kayıveriyor. Mesela, bir ideolojiye ya da gruba çok bağlanıp “Benim doğrum en doğru” dediğimiz an, o bilge duruş zedeleniyor. İnsanlar, “Hani nerede objektiflik?” diye soruyor haklı olarak.

5 Nisan 2025 Cumartesi

Fatin Rüştü Zorlu. İdam edilen bir Türk Dışişleri Bakanı..

Fatin Rüştü Zorlu. İdam edilen bir Türk Dışişleri Bakanı..

▪️64 yıl önce, 51 yaşında "elleri arkasında kelepçeli” idam edildi. ▪️Hücresinden alındığında “önce benimle mi başlıyorsunuz” diye sordu, cevap bile verilmedi. ▪️Ailesine mektup yazmak istediğini söylediğinde “kısa olsun” diye azarlandı, güneş

4 Nisan 2025 Cuma

Z Kuşağı: Masal mı, Kalıp mı?


Günümüzde "Z Kuşağı" diye bir şey varmış gibi davranılıyor. Sanki birileri bir gün oturmuş, bir grup insanı işaretlemiş, onlara bir isim vermiş ve sonra bu ismin içini doldurmaya başlamış: "Dijital yerliler, asi ruhlar, tüketim toplumunun eleştirmenleri ama bir o kadar da bağımlıları." Bu süreç o kadar doğal bir akış gibi sunuluyor ki, kimse durup sormuyor: Bu masal kimin kaleminden çıktı? Ve neden hepimiz bu masala uymak zorundaymışız gibi hissediyoruz?

Her şey bir isimle başlıyor. "Baby Boomers" dediler, savaş sonrası toparlanmanın çocuklarına. "X Kuşağı" dediler, belirsizliğin ve değişimin gölgesinde büyüyenlere. "Milenyum" geldi, yeni yüzyılın umutlarıyla doğanları etiketledi. Şimdi de sıra Z’de. 1990’ların sonu ile 2010’ların başı arasında doğanlar, bir anda "Z Kuşağı" oldu. Ama bu

3 Nisan 2025 Perşembe

Kitlelerin Büyülenişi: Bir Televizyon Düşü


İnsanlık tarih boyunca hikâyelere, anlatılara ve yönlendirmelere açık bir varlık olmuştur. Ateşin başında anlatılan masallar, kralların destanları, din adamlarının vaazları… Hepsi, bir şekilde zihinleri ele geçirme, kalpleri yönlendirme sanatıydı. Günümüzde ise bu sanat, teknolojinin sunduğu sonsuz imkânlarla bambaşka bir boyuta ulaştı. Televizyon ekranları, bu modern çağın büyü aynaları gibi; insanları içine çeker, gerçekle hayali birbirine karıştırır ve bir süre sonra izleyenler, neyin doğru neyin kurgu olduğunu sorgulamayı bırakır.

27 Mart 2025 Perşembe

Muhalefetin Boykot Çağrılarının Ülkeye Zararları

ˢᵉᵈᵃ ᴾᴱᴷᴳÖᶻ


Siyasi arenada muhalefet, hükümeti dengeleme ve alternatif politikalar sunma rolüyle demokrasinin temel taşlarından biridir. Ancak, muhalefetin bu rolü yerine getirmek yerine yerli malı ürünlere boykot çağrıları gibi yıkıcı bir tutum sergilemesi, hem topluma hem de ülkeye ciddi zararlar verebilir. Bu tür bir yaklaşım, ekonomik istikrarsızlıktan toplumsal bölünmeye kadar pek çok olumsuz sonucu beraberinde getirir.

26 Mart 2025 Çarşamba

Özgür Özel’in İngiltere’ye Yalvarışı: Bir Ulusun Onuruna İhanet


Seda PEKGÖZ
Türkiye’nin ana muhalefet lideri Özgür Özel, geçtiğimiz günlerde İngiliz BBC’ye verdiği röportajda, ülkesini adeta bir sömürge valisi edasıyla yabancı bir devlete şikâyet etti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’a seslenerek, “Terk edilmişlik hissediyoruz, bu nasıl dostluk?” diye sızlanan Özel, Türkiye’nin iç meselelerine Londra’dan medet umdu. Bu, bir siyasetçinin kendi halkına değil, yabancı bir hükümete ağlayarak yakarmasıdır; bir ulusun onurunu ayaklar altına alan, utanç verici bir çaresizlik tablosudur.
Özgür Özel’in bu tavrı, yalnızca siyasi bir gaf değil, aynı zamanda Türk milletinin egemenliğine vurulmuş bir darbedir.

Bir lider, halkının iradesine güvenmek, onunla birlikte mücadele etmek yerine, neden bir başka ülkenin kapısında diz çöker? “İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı’nı hapse koyuyorlar ve siz sessiz kalıyorsunuz” diyerek İngiltere’yi Türkiye’nin yargı süreçlerine müdahale etmeye çağırmak, hangi akla hizmettir? Türkiye, İngiliz mandası mıdır ki, Özel, Londra’dan adalet dileniyor? Bu sözler, bir muhalefet liderinden çok, efendisinden koruma uman bir kölenin feryadıdır.