İnsan kalabalıkların arasına karıştıkça, görünmez bir anlaşmanın sessiz ortağı buluyor kendini. "Beni olduğum gibi kabul etme," diyor sistem, "bizi olduğumuzu sandığımız maskelerle kabul et." Rolünü iyi oynayanların, sahte bir nezaketle örülmüş tahtlarında oturduğu bir dünyada, yürümeyi seçtiğin yol elbet bir yerlerde engebelere çarpacaktır.
Seni sevmeyenler olacak. Bunu bir yenilgi değil, bir nişane gibi göğsünde taşımalısın. Çünkü kolay değilsin.
Kolay olmamak, bugünün dünyasında bir başkaldırıdır. İnsanlar, pürüzsüz yüzeyleri sever; sorgulamayan, akıntıya kapılan, rüzgara göre eğilen ruhları... Oysa sen durup bakıyorsun. Bakmakla yetinmiyor, görüyorsun. Gözlerin, bir vitrin süsü gibi sergilenen o kusursuz sahnelerin arkasındaki dikiş izlerini fark ediyor. Rol yapanı, kelimelerin arkasına saklanan o küçük hesapları, o çok ustaca parlatılmış sahteliği hissediyorsun.
İşte tam da bu yüzden, o kalabalıklar için bir "tehdit" haline geliyorsun.
İnsanlar karanlığı sevdiklerinden değil, ışığın kendi gölgelerini ifşa etmesinden korktuklarından kaçarlar senden. Gerçeği gören bir çift göz, inşa ettikleri o sırça
köşklerin en zayıf noktasıdır.
Bazen günlerce, aylarca uğraşılıp örülmüş, üzerine titizlikle çalışılmış kurnaz bir plan; senin tek bir kelimenle, o hesapsız ve yalın gerçeğinle un ufak oluverir. Çünkü yalan, ne kadar ustalıkla örülürse örülsün, doğası gereği kırılgandır. Gerçek ise brütaldir, eğilip bükülmez.
Yolun seni yalnızlığa çıkarsa şaşırma. Unutma ki, sahte bir kalabalığın alkışındansa, gerçeğin o vakur ve sessiz yalnızlığı çok daha şifalıdır. Kendini saklamayan, fırtınaya göğüs geren o yalın halini sev. Seni kolay bulmayanlar, aslında kendi karmaşalarında kaybolmaktan korkanlardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu analizde seni en çok düşündüren nokta ne, ya da kendi gözlemlerinle nasıl yorumluyorsun?
Senin yorumların paylaşımlarımı zenginleştirecek !