Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




26 Mart 2025 Çarşamba

Turbun Büyüğü Heybede: Soruşturmaların Görünmeyen Yüzü


Türkçede atasözleri ve deyimler, toplumsal olayları anlamlandırmak ve mesajları dolaylı yoldan iletmek için sıkça kullanılır. Ancak bazen, halk arasında yeni ifadeler doğar ve bu ifadeler, mevcut durumu çarpıcı bir şekilde özetler. "Turbun büyüğü heybede" de işte böyle bir söylem.

İlk bakışta kulağa tanıdık gelmese de, siyasi bağlamda soruşturma geçirenler için kullanıldığında, derin bir anlam kazanıyor: Küçükler ya da önemsizler şu an soruşturuluyor, ama asıl büyük isimler, yani "büyük balıklar," henüz ortaya çıkarılmadı, saklı duruyor.

Bu ifade, bir soruşturmanın yüzeysel kaldığını ve esas sorumluların korunuyor olabileceğini ima eden güçlü bir eleştiri barındırıyor. Türkçe'deki "Küçük balıklar tutulur, büyükler kaçar" atasözüne benzer bir şekilde, adaletin yalnızca küçük çaplı aktörlere ulaştığını, asıl güç sahiplerinin ise dokunulmazlık zırhıyla korunduğunu öne sürüyor. "Heybe," burada bir sembol olarak, gizliliği ve bilinmezliği temsil ediyor olabilir. Heybenin içindekiler görünmez; tıpkı siyasi soruşturmalarda perde arkasında kalan isimler gibi.

Soruşturmaların Anatomisi
Siyasi soruşturmalar, genellikle kamuoyunun dikkatini çeker ve adaletin tecelli ettiği yönünde bir umut yaratır. Ancak, "Turbun büyüğü heybede" ifadesi, bu umudun ne kadar kırılgan olabileceğini hatırlatıyor. Küçük çaplı görevliler, aracı konumundaki kişiler ya da suçun yalnızca bir kısmına bulaşmış figürler soruşturmalarda ön plana çıkarılırken, asıl karar vericiler ya da sistemin temel taşları genellikle gölgede kalır. Bu durum, soruşturmaların bir tür "göz boyama" ya da halkı yatıştırma aracı olarak kullanıldığına dair şüpheleri artırıyor.
Örneğin, tarih boyunca pek çok siyasi skandalda, alt düzey yöneticiler ya da uygulayıcılar cezalandırılmış, ancak bu skandalların planlayıcıları ya da yarar sağlayanları nadiren gün yüzüne çıkmıştır. "Heybedeki büyük," işte bu görünmez eli temsil ediyor: Güçlü, nüfuzlu ve hesap vermekten uzak.

Halkın Algısı ve Güvensizlik
"Turbun büyüğü heybede" gibi ifadelerin ortaya çıkması, halkın adalet sistemine ve siyasi süreçlere duyduğu güvensizliğin bir yansımasıdır. Soruşturmaların yalnızca bir tiyatro sahnesi olduğu, gerçek suçluların ise sahnede değil, kuliste beklediği düşüncesi, toplumda köklü bir hayal kırıklığı yaratır. Bu algı, zamanla kurumlara olan inancı zedeler ve insanların kendi adalet anlayışlarını geliştirmelerine yol açar.
Peki, neden "büyük" hep heybede kalır? Bunun cevabı, güç dinamiklerinde yatıyor olabilir. Siyasi ve ekonomik çıkarlar, çoğu zaman adaletin önüne geçer. Büyük isimlerin soruşturulması, sistemi sarsabilir ve domino etkisiyle daha geniş bir çöküşe neden olabilir. Bu yüzden, küçüklerin feda edilmesi, büyüklerin korunması için bir strateji haline gelir.

Bir Çözüm Önerisi
Eğer "Turbun büyüğü heybede" söylemi bir gerçekliği yansıtıyorsa, bu döngüyü kırmak için şeffaflık ve hesap verilebilirlik şarttır. Soruşturmaların bağımsız bir şekilde yürütülmesi, siyasi baskılardan arındırılması ve halkın sürece katılımının sağlanması, heybenin içindekilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir. Aksi takdirde, her yeni soruşturma, aynı eleştiriyi doğrulayan birer halk deyimine dönüşecek: "Küçükler tutulur, büyükler kaçar."
Son Söz
"Turbun büyüğü heybede," belki de bir atasözü değil, ama günümüzün siyasi ikliminde bir atasözü kadar güçlü bir mesaj taşıyor. Soruşturmaların yüzeyselliğine dikkat çeken bu ifade, adaletin gerçekten sağlanması için heybenin açılması gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü asıl mesele, heybenin içindekilerin ne olduğudur. Ve o heybeyi açmadıkça, adalet yalnızca bir gölge oyunu olarak kalacaktır.


Siyasi Forum Siyasi-Politik Haber - Makale - Yazılar -- Sosyoloji Toplum bilimi , sosyoloji ders notları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder