Bu soru felsefenin en klasik ve en rahatsız edici sorularından birini doğrudan hedef alıyor: Din ile ahlak arasında nasıl bir zorunluluk ilişkisi var?Kısaca cevap verecek olursak, iki tarafın da güçlü argümanları var ama günümüz felsefesi ve gözlemlenebilir gerçeklik açısından çoğunluk görüşü şu yönde:
Sonuç olarak:
Din ahlakı destekleyebilir, motivasyon kaynağı olabilir, daha tutarlı kılabilir, ama ahlakın temel varlık şartı değildir. Tersine, dinin (özellikle kurtuluş odaklı dinlerin) ahlak olmadan ayakta kalması çok zordur.
- Ahlak için din zorunlu değildir.
- Din için ahlak zorunludur (en azından dinin iddiasındaki anlamlılık ve yaşanabilirlik açısından).
- Ampirik gözlem
Tarih boyunca ve günümüzde çok sayıda insan (ateist, agnostik, farklı din mensubu olmayan veya başka dinlerden) gayet tutarlı, empatik, adil, yardımsever bir ahlak sergileyebiliyor. Aynı şekilde çok dindar görünüp ahlaki çöküntü yaşayan milyonlarca insan var. İstatistiksel olarak “dindarlık oranı” ile “ahlak düzeyi” arasında zorunlu pozitif korelasyon yok. - Seküler ahlak teorileri
Kant’ın ödev ahlakı, faydacılık (Mill), zarar ilkesi (Harm principle), evrimsel etik, sözleşmeci ahlak (Rawls, Habermas) gibi yaklaşımlar Tanrı olmadan da “neden başkasına zarar vermemeliyim?”, “neden dürüst olmalıyım?” sorularına tutarlı cevaplar üretebiliyor. Bunlar genellikle empati + akıl + toplumsal işbirliği ihtiyacı üzerine kurulu. - Euthyphro İkilemi (Platon’dan beri çözülemeyen)
Ahlakî bir eylem- Tanrı emrettiği için mi iyi? → O zaman Tanrı keyfî davranabilir, kötülüğü emretse de “iyi” olur (kötü bir Tanrı mümkün olur).
- Yoksa iyi olduğu için mi Tanrı emrediyor? → O zaman ahlak Tanrı’dan bağımsızdır, Tanrı’ya ihtiyaç kalmaz.
- “İnsanlara daha iyi bir hayat / kurtuluş / cennet / Tanrı’ya yakınlık sunuyoruz.”
- Bu “daha iyi hayat” iddiası mutlaka ahlâkî bir vaat içerir: adalet, merhamet, doğruluk, cömertlik, yalan söylememe, emanete riayet vs.
“Ahlak için din zorunlu değildir, fakat din için ahlak zorunludur.”
Kısa karşılaştırmalı tabloSoru | Cevap (çoğunluk görüşü) | Ana gerekçe |
|---|---|---|
İyi bir insan olmak için mutlaka Tanrı’ya / dine inanmak gerekir mi? | Hayır | Ateistler, Budistler, Konfüçyüsçüler, seküler hümanistler vs. ahlaklı olabiliyor |
Bir dinin “iyi bir din” sayılması için ahlakî bir öğreti sunması gerekir mi? | Evet (pratikte zorunlu) | Ahlaksız bir din kendi kurtuluş / mutluluk vaadini geçersiz kılar |
Ahlak Tanrı’dan bağımsız mıdır? | Evet (çoğu filozoftaki görüş) | Euthyphro + seküler etik teorileri + evrimsel kökenler |
Din ahlakı güçlendirir mi? | Çoğu zaman evet | Motivasyon, topluluk, anlam, hesap verme (ahiret) sağlar |
Din ahlakı destekleyebilir, motivasyon kaynağı olabilir, daha tutarlı kılabilir, ama ahlakın temel varlık şartı değildir. Tersine, dinin (özellikle kurtuluş odaklı dinlerin) ahlak olmadan ayakta kalması çok zordur.
Ahlakın dine ihtiyacı yoktur. Din'in olabilir yoksa sadece ritüel olarak kalır. Bu sorunun benim için çok anlamı yok.
Ahlak bağımsız var olabilir, din ise onsuz içi boş bir kabuk haline gelir (ritüel yığını). Bu yüzden çok gerekli bir soru değil —çünkü pratikte çoğu insan zaten bu ayrımı yaşıyor.
Ahlâkın sınırlarını din belirler. Din olmadan ahlâktan bahsedilemez. Demek ki, din belirleyici unsurdur. Dinden müstâkil bir ahlâk anlayışının herhangi bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Âlemi ve insanı yaratan Allah (Celle Celâlühü) insanı başıboş bırakmamış, peygamberler göndermiştir. Böylece insanın ve kâinât nîzâmının husûsiyetlerini belirlemiştir. Rabbül Âlemîn olan Allah Teâlâ (Azze ve Celle) insanı "ekmel varlık" sezgisi ile donatmış ve onu kâinâtın merkezine yerleştirmiş ve onu "eşrefi mahluk" yâni "varlıkların en şereflisi" olarak yarattığını belirtmiştir. Bütün mevcudât da insanın yüzü suyu hürmetine ve insana hizmetçi olarak yaratılmıştır. Hiç bir beşerî unsur, yüce Allah'ın (Celle Celâlühü) kuşatıcı ve kavrayıcı kudretine karşı sınır çizme iktidarına mâlik değildir. Bu bakımdan, inkârcı olması sebebiyle felsefenin din ile bağdaşması mümkün değildir. Felsefe dinin gizli değil apaçık düşmanıdır. Binâenaleyh, felsefenin herhangi bir müeyyide getirmesi bir ahlâk teklifinde ve telâkkisinde bulunması da mümkün değildir.
YanıtlaSilTEFEKKÜR
"O'nun mülkünde O'na bir sınır çizmek idrâksizlik;
Dîn ve devlet işlerini ayrı düşünmek hadsizlik.”
Ahmet Şahin