Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




İzleyiciler

24 Temmuz 2026 Cuma

Özgür Özel'in , Hulisi Akar'ı kızdıran sözleri



Özel'in  Akar'ı kızdıran sözleri şunlardı:
  • "Sen silah arkadaşlarının bedduasını alan bir adamsın." (Silah arkadaşların sana haklarını helal etmeyerek öldüler.)
  • Akar'ı, tutuklanan/cezaevindeki eski silah arkadaşlarını (Hasdal'dakileri) ziyaret etmemekle, onlara sahip çıkmamakla suçladı.
  • Darbe sürecinde/öncesinde FETÖ'cülerle ilgili yeterince önlem almamak, kumpas davaları (Balyoz, Ergenekon) döneminde sessiz kalmak gibi eleştiriler de getirdi.


Buna karşılık Hulisi Akar, 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'nde yaşadıklarını (silah dayatması, imzalamayı reddetmesi vs.) anlattıktan sonra Özel'e dönerek "Keşke Atatürk’ümüzün partisinde sizin gibi bir Grup Başkan Vekili olmasaydı" dedi. 

Hulisi Akar'ın, Özel'e sert yanıtı;

"Saat 20.30 civarında içeri o alçaklar girdiler ve kafamıza tabancayı dayadılar, 'Başımıza

12 Temmuz 2026 Pazar

Yeterli olmaya gönülsüzlük

TV programlarını izlerken insanın içinden "Yahu bunlar 50-60 yıl önce de aynı şeyleri söylüyordu, üstelik dedeleri de öyle demişti" demek geliyor. Gözlemler (gençlerde değer kaybı, ahlak erozyonu, kurumların içinin boşalması) büyük ölçüde doğru olabilir, ama tartışma formatı genellikle yüzeysel kalıyor: "Ne hale geldik? Neden böyle? Kim suçlu?" döngüsü. Yeni bir şey söylenmiyor, çünkü derin dinamiklere inmek rahatsız edici olur.

 
Bu durum sadece benim neslimle ilgili olamaz düşüncesiyle, ufak bir tarihsel araştırma yaptımTarih boyunca hemen her toplumda aynı yakınmalar olmuş:

Antik Roma'da Livius, ahlaki çöküşten dert yanmış.
Eski Yunan'da gençlerin saygısızlığından oldukça şikayet etmiş.
1800'lerde, 1900'lerde, her dönemde "eskiden gençler böyle değildi" demiş

9 Temmuz 2026 Perşembe

NATO Zirvesi’nde Medya

Vakar ve İmaj

NATO Zirvesi’nde Türkiye ev sahipliği yapıyor. Protokol başarıyla yürüyor, tarihi anlar yaşanıyor. Devlet, diplomasinin ince yolunda dikkatle ilerliyor. Peki ya biz? Medyamız bu önemli günleri nasıl anlatıyor?




Maalesef çoğu zaman arzu ettiğimiz gibi değil. Sunucularımızın yüzünde sürekli bir gülümseme, ses tonunda “hi hi” diye adlandırabileceğimiz yapay bir neşe var. Özellikle yabancı bir liderin takdir cümlesi okunduğunda takınılan o çocuksu sevinç hali, “Bakın bize de değer verdiler” der gibi. Bu, gurur değil; yılların biriktirdiği aşağılık kompleksinin yansıması gibi duruyor.