Bir kutlama ya da anma, içeriği, amacı ve ruhu içselleştirilmediğinde, zamanla toplumsal algıdaki değerini yitirir; bazı istisnalar hariç. Düzenli olarak tekrarlanan anmalar, eğer anlamı canlı tutulmazsa, ilk günkü coşku ve derinlikten uzaklaşır; olay, sadece bir törene, hatta bazen anlamsız bir alışkanlığa dönüşür. 1 Mayıs, bu yelpazede nerede durur? Kendi duygularım için bir yanıt bulabilirim, ama tüm toplum adına karar verme hakkım olduğunu düşünmüyorum.
Bu yüzden, toplum adına değil, kendi düşüncelerim üzerinden 1 Mayıs’ın anlamını sizlerle konuşmak istiyorum. Tarihe dalıp 1856’daki Avustralya yürüyüşünden ya da dünyanın farklı köşelerindeki emekçi eylemlerinden bahsetmeyeceğim. Sadece bugünün değerini, 1 Mayıs’ın bugünkü ruhunu konuşalım.
İlk olarak, gözüme çarpan ve içimi rahatsız eden bir çelişkiden söz etmek istiyorum. Her yıl “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” kutlanıyor, ama
