Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




İzleyiciler

Rousseau etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rousseau etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2025 Pazar

İlkel dönemde Adalet




ilkel avcı-toplayıcı toplumların tamamen adaletli, barışçıl ve paylaşımcı olduğu fikri 
gerçekten ilginç ve biraz da romantik bir bakış açısı taşıyor
 "asil vahşi" (noble savage) mitine benzer bir görüş ve tarih boyunca birçok düşünürde (mesela Rousseau'da kısmen) yankı bulmuş. Ama antropoloji ve arkeoloji verileri, resmi biraz daha karmaşıklaştırıyor.
Egaliterlik (eşitlik) açısından:
Çoğu avcı-toplayıcı toplum (özellikle göçebe, "immediate return" denenler), modern toplumlara kıyasla çok daha eşitlikçiydi. Mal birikimi zor olduğu için zengin-fakir farkı neredeyse yoktu. Kararlar konsensüsle alınır, kimse kimseye emir veremezdi – biri çok baskın olmaya kalkarsa alay edilir, dışlanır veya gruptan ayrılırdı. Yiyecek paylaşımı zorunluydu, hiyerarşi direnci güçlüydü. Antropologlar (örneğin Peter Gray veya Christopher Boehm) bunu, bu toplumların en eşitlikçi insan toplulukları olduğunu söylüyor. Gini katsayısı gibi ölçütlerde düşük eşitsizlik var. Ama tam eşitlik değildi: Yaş, cinsiyet veya beceriye göre farklar olabiliyordu, bazı gruplarda hafif statü farkları vardı.

Barışçılık açısından:
Burası daha gri. Bazı göçebe avcı-toplayıcı gruplar (örneğin !Kung veya