Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




İzleyiciler

15 Nisan 2025 Salı

Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Nedir ve Nasıl Çalışır?

Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Nedir ve Nasıl Çalışır?
Havayı kirleten gazların dünyamızı ısıttığını, iklimin değiştiğini hepimiz duyuyoruz. Peki, bu gazları azaltmak için ne yapılıyor? İşte burada Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) devreye giriyor. ETS, sera gazı emisyonlarını (özellikle karbon dioksit gibi gezegeni ısıtan gazları) azaltmak için kullanılan bir yöntem. Hem çevre dostu hem de ekonomik bir çözüm sunuyor. Şimdi, bu sistemin nasıl çalıştığını, hiç bilmeyen birine anlatır gibi adım adım açıklayalım!
ETS’yi Bir Pazara Benzetelim
ETS’yi anlamak için bir pazar hayal edelim. Diyelim ki bir köyde herkes odun yakarak evini ısıtıyor, ama bu odunlar çok duman çıkarıyor ve köyün havası kirleniyor. Köyün lideri diyor ki: “Artık herkesin yaktığı odun miktarına bir sınır koyacağız. Daha az duman, daha temiz hava!” Her haneye bir “odun yakma izni” veriliyor. Bu izin, bir sezonda yakabilecekleri odun miktarını söylüyor. Ama bazı haneler az odun yakarken, bazıları sınırı aşıyor. Ne olacak? İşte ETS burada devreye giriyor: Fazla izni olan haneler, izinlerini diğerlerine satabiliyor. Böylece hem duman azalıyor hem de herkes kendi bütçesine göre çözüm buluyor.

14 Nisan 2025 Pazartesi

Özgür, eşit ve insanca yaşamak varken ayrımcılığı seçmek niye ?

Bu karmaşık bir soru ve insan davranışlarının, toplumsal yapıların, psikolojinin ve tarihin kesişiminde yatıyor. İnsanların özgür, eşit ve insanca yaşama haklarına sahip olmalarına rağmen köleliği, ezilmeyi veya ayrımcılığı kabullenmeleri birkaç temel nedene dayanabilir:
  1. Toplumsal ve Kültürel Şartlanma: İnsanlar, içinde doğdukları sistemlerin normlarını sorgulamadan kabul edebilir. Eğer bir toplumda eşitsizlik veya ayrımcılık normalleştirilmişse, bu durum bireyler tarafından "doğal" olarak algılanabilir. Eğitim eksikliği veya eleştirel düşünceye teşvik edilmemesi bu durumu pekiştirir.
  2. Korku ve Güvencesizlik: Özgürlük ve haklarını savunma cesareti göstermek, bazen ciddi riskler taşır. İnsanlar işlerini, güvenliklerini veya sosyal statülerini kaybetme korkusuyla sessiz kalmayı tercih edebilir. Totaliter rejimlerde veya baskıcı toplumlarda bu korku daha belirgindir.
  3. Psikolojik Mekanizmalar: İnsanlar bazen "öğrenilmiş çaresizlik" geliştirir. Uzun süre baskı altında kalan bireyler, değişimin mümkün olmadığına inanabilir. Ayrıca,

13 Nisan 2025 Pazar

İklim değişikliği kanunu

•İklim Kanunu, ‘2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi ve Yeşil Büyüme’ doğrultusunda hazırlanmış, iklim değişikliğinin yol açtığı krizlerin ve zararların etkilerini en aza indirmeyi amaçlayan bir yasal düzenlemedir. •Kanun; iklime dirençli şehirlerin kurulması, afet risklerinin azaltılması, su ve gıda güvenliğinin sağlanması, doğal kaynakların korunması ve yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması gibi alanlarda yol gösterici olacaktır. Aynı zamanda

12 Nisan 2025 Cumartesi

Stereotip Nedir? Stereotipleştirme Ne Demek?


Stereotipler ve stereotipleştirme, sosyal bilimler, psikoloji ve iletişim alanlarında sıkça tartışılan kavramlardır.

İnsanların bireyleri, grupları ya da kültürleri anlamaya çalışırken kullandığı zihinsel kısayollar olarak ortaya çıkan bu kavramlar, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde derin etkilere sahiptir. Bu makalede, stereotip ve stereotipleştirme kavramlarını

9 Nisan 2025 Çarşamba

Trump’ın Övgüleri ve Erdoğan’ın Rahatlığı

ˢᵉᵈᵃ ᴾᴱᴷᴳÖᶻ
@Mi_DeliMiDeli


Tarih 9 Nisan 2025. Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşme sırasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik övgü dolu sözleri, uluslararası diplomasi sahnesinde dikkat çekici bir an olarak kayda geçti. Trump, “Erdoğan çok akıllı bir lider. Onu seviyorum, o da beni seviyor” diyerek, Türkiye ile İsrail arasındaki olası gerilimlerde arabulucu olabileceğini ima etti.

Ancak bu çarpıcı açıklamalara rağmen, Erdoğan’dan gelen yanıt dikkat çekici bir şekilde sessizlikle sınırlı kaldı. Peki, bu sessizlik ne anlama geliyor?

Sessizliğin Diplomasideki Yeri  
Diplomaside sessizlik, çoğu zaman bir liderin en güçlü silahlarından biri olabilir. Erdoğan’ın Trump’ın övgülerine yanıt vermemesi, daha derin bir stratejik hesaplamanın ürünü olarak değerlendirilebilir. Erdoğan, 20 yılı aşkın liderlik tecrübesiyle, uluslararası arenada sözlerin ve eylemlerin zamanlamasının ne kadar kritik olduğunu çok iyi bilen bir figür. Trump’ın övgüleri, samimi bir dostluk jesti olabileceği gibi, ABD’nin Orta Doğu politikalarında Türkiye’yi bir denge unsuru olarak konumlandırma çabasının bir parçası da olabilir. Erdoğan’ın bu noktada sessiz kalması, hem bu niyetleri tarttığını hem de Türkiye’nin pozisyonunu riske atmadan önce somut adımları beklediğini gösteriyor.

Bu sessizlik, aynı zamanda Erdoğan’ın “devlet aklı” ile hareket etme prensibine olan bağlılığını da yansıtıyor. Trump’a karşı kişisel bir sempati beslediği bilinse de, Erdoğan’ın önceliği her zaman Türkiye’nin ulusal çıkarları oldu. Suriye’deki güvenlik kaygıları, NATO içindeki pozisyon ve ABD ile geçmişte yaşanan inişli çıkışlı ilişkiler düşünüldüğünde, Erdoğan’ın övgüleri coşkuyla karşılamak yerine temkinli bir duruş sergilemesi şaşırtıcı değil. Bu, “Ben bu oyunu görüyorum ve kartlarımı henüz açmıyorum” mesajı taşıyan bir tavır.

Trump’ın Övgüleri ve Erdoğan’ın RahatlığıTrump’ın Erdoğan’a yönelik övgüleri yeni değil. İki lider arasındaki ilişki, zaman zaman gerginliklerle sınansa da, genellikle pragmatik bir zeminde ilerledi. Trump’ın “Erdoğan’la çok iyi ilişkilerim var” ifadesi, geçmişte Suriye’de YPG’ye destek gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklara rağmen, kişisel bir uyumun varlığına işaret ediyor. Erdoğan’ın bu övgülere sessizlikle yanıt vermesi, bu uyumun zaten farkında olduğunu ve bunu bir koz olarak masaya sürmeye gerek duymadığını düşündürüyor.


 Belki de Erdoğan, Trump’la ilişkisinin sağlamlığını övgülerle değil, somut diplomatik kazanımlarla ölçmeyi tercih ediyor.

7 Nisan 2025 Pazartesi

Trump’ın Stratejik Denge Oyunu: Erdoğan’a Övgü, Netanyahu’ya Sert Çıkış

ˢᵉᵈᵃ ᴾᴱᴷᴳÖᶻ
@Mi_DeliMiDeli

Donald Trump’ın uluslararası ilişkilerdeki tavırları, ilk bakışta çelişkili gibi görünebilir. Netanyahu’ya sert bir üslupla “Sen sus, ben halledeceğim” derken, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik nazik ve övücü yaklaşımı dikkat çekiyor. Ancak bu durum, Trump’ın duygusal tepkilerden çok stratejik bir zekâyla hareket ettiğini gösteriyor. Hem bir poker oyuncusu gibi kartlarını ustalıkla masaya diziyor hem de liderlerle kurduğu ilişkileri kendi senaryosuna uydurmaya çalışıyor.




Netanyahu’ya Sert Tutum: Kontrol ve Güç Gösterisi

Trump’ın Netanyahu’ya karşı sert çıkışı, yüzeyde mantıksız görünebilir; sonuçta İsrail,

Dünya Sahnesinde Menfaat Dansı: Uluslararası İlişkiler

ˢᵉᵈᵃ ᴾᴱᴷᴳÖᶻ

Hayatımızda bazen "herkes kendi çıkarını düşünür" dediğimiz anlar olur ya, işte uluslararası ilişkiler de tam olarak böyle bir sahne. Devletler, koskoca bir dünya tiyatrosunda, hem kendi halklarının refahını garantilemek hem de global arenada güçlü bir yer edinmek için adeta bir dansa kalkar. Peki, bu dansın ritmi nasıl belirleniyor?

Neden her adımda menfaat ön planda?

Öncelikle şunu kabul edelim: Devletler de insanlar gibi. Tıpkı bizim günlük hayatta "önce