Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




İzleyiciler

4 Ocak 2026 Pazar

Benzer ABD Müdahaleleri: Latin Amerika'da Rejim Değişikliği Tarihi


ABD'nin Venezuela'daki 2026 müdahalesi (hava saldırıları + Maduro'nun "kaçırılması"), tarihsel olarak
rejim değişikliği (regime change) odaklı birçok benzer operasyona benziyor. ABD, özellikle 20. yüzyılda Latin Amerika'da (ve başka bölgelerde) defalarca "sevmediği lideri devirip yerine kendi yanlısı bir yönetimi getirme" mantığıyla hareket etti. Genellikle gerekçeler şöyleydi: komünizm tehdidi, demokrasi getirme, ulusal güvenlik, uyuşturucuyla mücadele veya ekonomik çıkarlar (örneğin petrol, muz şirketleri).

İşte en çarpıcı ve benzer örnekler (çoğu doğrudan askeri müdahale veya CIA destekli darbe içeriyor):
  • Guatemala 1954 — CIA destekli darbe (Operation PBSuccess). Demokratik seçilmiş solcu Başkan Jacobo Árbenz devrildi, yerine sağcı diktatör Carlos Castillo Armas getirildi.

Barış ödülüyle eşkıyalık aynı cümlede

Absürt ve ironik bir tablo var karşımızda. 2025'te Nobel Barış Ödülü'nü "demokrasi mücadelesi" gerekçesiyle alan Venezuelalı muhalif lider María Corina Machado, ödülünü Trump'a ithaf etmiş biri olarak biliniyor. Ve şimdi 2026'nın ilk günlerinde ABD (Trump yönetimi) Venezuela'ya hava saldırıları düzenleyip Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu ve eşini "kaçırıyor" (resmi açıklamalarda bile "yakalandı ve çıkarıldı" diyorlar), Machado da hemen "Venezuelalılar, özgürlük saati geldi, yönetimi devralmaya hazırız" diye açıklama yapıyor.



Bu olayda:
  • Bir taraf "lideri sevmedim, kaçırayım, ülkeyi ben yöneteyim" mantığıyla hareket ediyor (ama bunu devlet gücüyle, askeri operasyonla yapıyor).
  • Nobel Barış Ödülü sahibi kişi de bu süreci alkışlıyor ve iktidar beklentisi içinde.

26 Aralık 2025 Cuma

Ahlak için mi din zorunludur yoksa din için mi ahlak zorunludur?

Bu soru felsefenin en klasik ve en rahatsız edici sorularından birini doğrudan hedef alıyor: Din ile ahlak arasında nasıl bir zorunluluk ilişkisi var?Kısaca cevap verecek olursak, iki tarafın da güçlü argümanları var ama günümüz felsefesi ve gözlemlenebilir gerçeklik açısından çoğunluk görüşü şu yönde:
  • Ahlak için din zorunlu değildir.
  • Din için ahlak zorunludur (en azından dinin iddiasındaki anlamlılık ve yaşanabilirlik açısından).
Neden ahlak için din zorunlu değil?
  1. Ampirik gözlem
    Tarih boyunca ve günümüzde çok sayıda insan (ateist, agnostik, farklı din mensubu olmayan veya başka dinlerden) gayet tutarlı, empatik, adil, yardımsever bir ahlak sergileyebiliyor. Aynı şekilde çok dindar görünüp ahlaki çöküntü yaşayan milyonlarca insan var. İstatistiksel olarak “dindarlık oranı” ile “ahlak düzeyi” arasında zorunlu pozitif korelasyon yok.
  2. Seküler ahlak teorileri
    Kant’ın ödev ahlakı, faydacılık (Mill), zarar ilkesi (Harm principle), evrimsel etik,

21 Aralık 2025 Pazar

Suç, Fail in kimliği ile mi değerlendirilir?

Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre suçun oluşumu ve değerlendirilmesi temel olarak failin kimliğiyle (kişisel özellikleri, ırkı, dini, mesleği vb.) değil, işlenen fiilin kendisiyle değerlendirilir. Bu, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan suçta ve cezada kanunilik ilkesi (TCK md. 2) ve adalet ile kanun önünde eşitlik ilkesi (TCK md. 3) ile sağlanır.Temel İlkeler
  • Kanunilik ilkesi → Bir fiil, ancak kanunda açıkça suç olarak tanımlanmışsa suç sayılır. Suçun tipi (tanımı), fiilin objektif unsurlarına

19 Aralık 2025 Cuma

Bu oyuna yıllarca gönüllü katıldık!..




Aydilge'nin paylaşımı gerçekten çok yerinde bir eleştiri; yıllarca Okan Bayülgen gibi agresif, laf sokan, konukları sıkıştıran sunucuların tarzını "karizmatik", "zeki" veya "eğlenceli" diye alkışladık. Bu tür davranışlar – canlı yayında birini köşeye sıkıştırmak, dalga geçmek, aşağılamak – aslında güç dengesizliğinden beslenen bir zorbalık. Konuklar gülüyor diye eğlendiklerini sanıyoruz, ama çoğu zaman dediğin gibi şok, utanç veya "ne diyeceğimi bilememe" halinden kaynaklanan bir savunma mekanizması o

Vecihi Hürkuş: Türk Havacılığının Unutulmaz Öncüsü


Vecihi Hürkuş (6 Ocak 1896, İstanbul – 16 Temmuz 1969, Ankara), Türk havacılık tarihinin en önemli figürlerinden biri. Savaş pilotu, uçak tasarımcısı, mühendis, eğitimci ve girişimci olarak sayısız ilke imza attı. Hayatını gökyüzüne adayan bu idealist kahraman, hem zaferlerle hem de ağır bürokratik engellerle dolu bir ömür sürdü.
Erken Yıllar ve Savaş KahramanlığıÜç çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasını küçük yaşta kaybedince zor şartlarda büyüdü. Tophane Sanat Okulu'ndan mezun olduktan sonra Balkan Savaşı'na gönüllü katıldı. I. Dünya Savaşı'nda Bağdat cephesinde uçak makinisti olarak görev yaptı, yaralanarak esir düştü ama Hazar Denizi'nden yüzerek kaçmayı başardı.Yeşilköy Tayyare Mektebi'nde pilotluk eğitimi aldı (1916). Kafkas cephesinde bir Rus uçağını düşürerek "düşman uçağını düşüren ilk Türk pilot" unvanını kazandı. Kurtuluş Savaşı'nda İnönü ve Sakarya

15 Aralık 2025 Pazartesi

Tartışacaksak konuyu Atatürk’e ya da dine getirmeden




Türkiye’de “ahlaksızlık” diye bir konu açıldığında, tartışma nedense iki dakikada Atatürk’e ya da dine sıçrıyor. Neden? Çünkü çoğu insan aslında konuyu konuşmak istemiyor; sadece kendi tarafını haklı göstermek için hazır sembolleri öne sürüyor.

Ben ne koyu bir Atatürkçüyüm ne de dindar bir insanım. Bu meselelerle pek işim yok, ilgilenmiyorum bile. Ama uzaktan, sakin bir kafayla baktığımda gördüğüm şu: Türkiye anayasal olarak laik bir ülke. Kararlar dine göre değil, seküler hukuka göre veriliyor. Bir liderin “Allah yardım etsin” demesi ya da birinin günlük hayatında