Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




İzleyiciler

bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2025 Salı

Dünya Neden Adaletsiz?


Dünya adaletsiz mi? Evet, ama suç sadece zalimlerde mi? Kısmen. Asıl mesele, kötülüğün değil, sessizliğin ve kayıtsızlığın gölgesinde yatıyor. Adaleti sağlamak zor mu? Hakikati görmek, doğru yolu bulmak ne kadar güç olabilir? Toplumda bu yolu aydınlatacak cesur yürekler, inkılapçılar yok mu? Elbette var. Herkes onların varlığını biliyor. Sorun, bu iyi insanların azlığında değil, kalabalıkların kendi önlerine koyduğu engelde.




İnsanlar haklarını aramıyor. Tarihin akışını değiştirecek düşünceler, düşünürler, iyi kalpler mevcut. Ama onları durduran ne? Cehalet. İnsanlar hak aramak yerine gözlerini kapatmayı seçiyor. Bilmek istemiyorlar, çünkü bilmekten korkuyorlar. Bu korkunun kaynağı ise zalimler. Ancak zalimden korkan, zalim kadar suçludur. Kötülüğün asıl besin kaynağı, haklarını aramayan, bilmekten kaçan insanlardır. Cehalet, sadece bireyi değil,

21 Mart 2025 Cuma

"Geçmişi hiçbir zaman tam anlayamayız. Zaman içinde bilinç düzeyimiz geliştikçe olayların geçmişleri de değişir."

"Geçmişi hiçbir zaman tam anlayamayız. Zaman içinde bilinç düzeyimiz geliştikçe olayların geçmişleri de değişir."
                                                        ˢᵉᵈᵃ ᴾᴱᴷᴳÖᶻ

Bu söz, insan deneyiminin dinamik doğasına ve tarihsel algılarımızın sürekli evrimine işaret ediyor. İlk bakışta, geçmişin sabit bir gerçeklik olduğu düşünülebilir; sonuçta, olanlar olmuş, bitmiştir. Ancak, geçmişi anlamanın yalnızca olayların kendisine değil, aynı zamanda onları nasıl yorumladığımıza bağlıdır.

Geçmişi "tam anlamıyla" kavrayamamak, insan bilincinin sınırlı doğasından kaynaklanır. Her birey, her toplum ve her çağ, kendi değerleri, bilgileri ve perspektifleriyle geçmişi yeniden şekillendirir. Örneğin, antik bir savaşın nedenlerini bir Orta Çağ tarihçisi dini kaderle açıklarken, modern bir tarihçi ekonomik çıkarlar veya politik stratejiler üzerinden değerlendirebilir. Olay aynıdır, ancak bilinç geliştikçe ona yüklenen anlam değişir. Bu, geçmişi bir ayna gibi düşünmemize neden olur: Olaylar sabit kalsa da, aynaya bakan gözler değiştikçe yansıma da dönüşür.



Zaman içindeki bilinç gelişimi, yalnızca bilgi birikimimizle sınırlı kalmaz; aynı zamanda duygusal olgunluğumuz, etik anlayışımız ve dünyaya bakış açımızla da şekillenir.