Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




19 Şubat 2011 Cumartesi

İnsanlık Tarihinin Unutulmaz Devrimi > 91. yılında Ekim Devrimi!

91. yılında Ekim Devrimi!











İşte insanlık tarihinin unutulmaz devrimi. Eski kadim bir uygarlıktan kalan harabeler gibi unutulmaya daha doğrusu unutturulmaya yüz tutmuş olsa da bütün insanlık tarihinin muhtemel en önemli olaylarından birisinin yıldönümündeyiz.

Rusların eski kullandığı takvimde Ekim 1917’e denk geldiği için bütün dünyada Ekim devrimi diye bilinen Bolşevik ihtilalin yıldönümü bugün.

Burada üzerine kitaplar yazılan bu tarihsel olayı kapsamlı bir şekilde ele alma imkanımız yok, sadece kısa bir hatırlatma yapmakla yetineceğiz.

1917’i hatırlatırken 1905 devrimini es geçmek olmaz. Çünkü Troçki’nin deyişiyle 1905 devriminde sadece 1917’nin provası yapılmamış, aynı zamanda Rus siyasal düşüncesinin belli başlı tüm grupları çıkmıştır. Keza Troçki de 1905’de Petersburg Sovyeti'nin başkanı olarak parlamıştır.

Tarih bazen garip tesüdüflerle yol alır. Petersburg’un büyük lokomotif fabrikasında işçiler işten atılmıştır.

Doğrudan devlet destekli sendika çalışmaları yapan papaz Gapon’a giderler. Gapon 'Çar babaya' birçok Rus gibi tanrı gibi inanmaktadır. Ve amacı işçileri Çar'a götürerek tepkileri yumuşatmak, olayların büyümesini engellemektir. Fakat bu 'iyi niyet' büyük bir felakete yol açacaktır.


200 bin işçi, 22 Ocak günü 1905’te Kışlık saraya doğru yürüyüşe geçer. Çocuk ve kadınlar en önde, ellerinde aziz ve Çar portreleri ile yürümektedir.

Neyin simgesidir Uğur Mumcu?

Uğur Mumcu'yu Anarken...

Uğur Mumcu'yu faili meçhul demeye dilimin hala varmadığı bir korkunç cinayete kurban vereli on sekiz, bir-iki-üç-dört-beş değil, tam on sekiz yıl geçti. Uğur Mumcu artık ülkemizde bir simgedir.
Neyin simgesidir Uğur Mumcu? Tam bağımsız bir Türkiye özleminin, antiemperyalizmin, dürüst ve onurlu gazeteciliğin, gericiliğe karşı duruşun, insanca bir mücadelenin, korkusuzca yazmanın, parayla satın alınamazlığın, laiklik mücadelesinin bir simgesidir. Bu duruşu beğenmeyenler, Uğur Mumcu’nun yaşam hakkının elinden alınışından yıllar sonra bile, ardından hala yanlı bir biçimde konuşabilmektedir.

Susturamazsınız !


22 Ocak 2011 Cumartesi

Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi

Uğurlar Olsun Uğur MUMCU Uğurlar Olsun...



vurulduk ey halkım, unutma bizi

dağ gibi karayağız birer delikanlıydık,
babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı
kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
ecelsiz öldürüldük
dövüldük, vurulduk, asıldık.
vurulduk ey halkım, unutma bizi...

yoksullugun bükemedigi bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı.
işkence hücrelerinde sabahladık kaç kez,
isteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.
mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.
yazlık kışlık katlarimiz, arabalarımız olurdu.
yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı.
yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma.
bizleri yok etmek istediler hep.
öldürüldük ey halkım, unutma bizi...

fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden.
yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında iskencecilerin acimasiz ellerine terkedildik.
direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarimizi fırlattık boş birer eldiven gibi.
utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...

28 Aralık 2010 Salı

Denizlerin idam edildiği cezaevi artık müze

81 yılda aralarında İskilipli Atıf Hoca, Deniz Gezmiş, Hüseyın İnan ve Mehmet Pehlivanoğlu'nun da bulunduğu 19 kişinin idam edildiği Ulucanlar Cezaevi, müzeye dönüştürüldü.











Deniz Gezmiş - Deniz Gezmiş'in Yaşamı - Deniz Gezmiş hakkında

9 Aralık 2010 Perşembe

Çocuk Haklarının Felsefi Tahlili

ÇOCUK HAKLARININ FELSEFİ TAHLİLİ


Araştırmacılar tarafından, Batı’da 16Y.Y.’ye kadar Çocuğun ayrı bir varlık olarak ele alındığının görülmediği belirtilmektedir. Özellikle ortaçağda çocukların temel gereksinimleri giderilse de özel bir ilgi gösterilmemiştir. Yani çocukların kendilerine özgü giysilere, oyunlara ve besinlere sahip olması gerektiği düşüncesi söz konusu olmamıştır. Çocuklar minyatür insan olarak nitelendirilmiş ve onların yetişkinlerden farklı özelliklere sahip olduğu gerçeği önemsenmemiştir.