Uğur Mumcu

Uğur Mumcu
Bu toplum, bedeninden hiç eksilmeyen yaralarla yaşıyor…

Gözden kaçanı, görülmeyeni, yok sayılanı, değer verilmeyeni, fark edilmeyeni fark ettirmek için...




13 Haziran 2011 Pazartesi

Alışmadık, Alışmayacağız, Bizi Alıştıramayacaksınız!



Hasan Fehmi,
Adem Yavuz
Recai Ünal
Turan Dursun
Çetin Ababay
Ferhat Tepe
Ayşe Sağlam
Ahmet Samim
İştirakçi Hilmi
Kamil Başaran
Yaşar Aktay
Aysel Malkaç
Mehmet Topaloğlu
Tevfik Nevzad
Cengiz Polatkan
Muzaffer Feyzioğlu
Yahya Orhan
Uğur Mumcu
Ünal Mesutoğlu
Baki bey

Şair Hüseyin Kamil
Sami Başaran
Mecit Akgün
Metin Göktepe
Hikmek Şevket
Seracettin Müfütoğlu
İhsan Uğur
Ahmet Taner Kışlalı
Hasan Tahsin
Ali İhsan Özgür
Mevlüt Işık
Bülent Ülkü
Namık Tarancı
Kutlu Adalı
Silahçı Tahsin
İlhan Darendelioğlu
Mehmet Erten
Hatip Kapkaç
Reşad Aydın
Sebahattin Ali
Adem Yavuz
Musa Anter
Kamel Kılıç
Ümit Kaftancıoğlu
Yaşar Aktay
Abdi İpekçi
Ali İhsan Özgür
Bahriye Üçok
Mehmet İhsan Karakuş
Selehattin Turgay Daloğlu
İsmail Gerçeksöz
İzzet Keser
Kemal Kılıç
Halit Güngen
Ünal Mesutoğlu
Cengiz Altun
Abdullah Doğan
Yaşar Aktay
Hrant Dink
Bu ülke topraklarında düşünceleri uğruna yaşamını vermiş insanların ortak noktalarıydı öncesinde öldürüleceklerini bilmek. Öldürüleceğinizi bilerek sona doğru giden zamanın içinde nasıl bir gün geçirirdiniz? Çocuklarınızla sokaklarda, sinemalarda, lokantalarda şen kahkalar, güvenli keyifler yaşamanın ne? demek olduğunu onlar adına anlayabilir miyiz? Üstelik herzaman size sunulacak çok güvenli alternatif yaşamlar varken; beklemek ölümü, kardeş olmak ölümle, düşüncelerinin inadındaki keyifle, ayakta ve sağlam durmanın, sırf kendisi olabilmenin onurunda... kim anlayabilir bu koca yürekleri?
Kaldırıma damladı hepimizin yüreğinden birer damla kan.
Düşünceye sıkılan kurşunların bu ülke topraklarında doğal haline getirilmesinin anlatımı değil uzayan liste.
Alışmadık, alışmayacağız; her bir düşünce şehidiyle yeniden ilk saldırı gibi öfkelenip, sarsılıp, dimdik ayağa kalkıp yeniden soracağız; kim sıktırıyor bu kurşunları?
Kurşunların sahipleri asla bilmeyecekler:
Hepimizi delip geçen bu kurşunlar, bizleri birbirimize daha çok bağlayacak.
Hepimiz birer damla kan olduk o kaldırımda artık.
Hepimiz kan verdik bu topraklara.
Hepimiz kan kardeşiyiz, topraktan kardeşiz.
Hepimiz bu toprakların çocuklarıyız ve sıktıran kurşunlara tek yumruğuz.
Hepimiz bir halının üzerindeki renkleriz, deseniz.
Hepimiz bu toprakların toprağıyız, havasıyız, suyuyuz.
Alışkanlık: Sıradan, tekararlandığında şaşırtmayan.
Bizi asla alışmayacağız, düşüncelerimiz uğruna şehit düşmeye.
Bizi asla alışmayacağız, inançlarımız uğruna ölmeye,
Bizi asla alışmayacağız, kendimiz olmaktan alıkonmaya,
Bizi asla alışmayacağız, sokak ortasında vurulup, duyarsız gündüz gözüyle rahatça kaçanlara,
Bizi asla alışmayacağız, yasaların üzerinde olanlara,
Bizi asla alışmayacağız, çiğnenen insan onuruna seyirci kalmaya
Bizi asla alışmayacağız, insan olduğumuza inancımızı yitirmelere,
Bizi asla alışmayacağız, savaşlara, zulumlere, insan hakları ihlallerine,
Bizi asla alışmayacağız, sevgisizliğe, duyarsızlığa, iletişimsizliğe, kim vurduculuğa...
Şimdi ellerimizi uzatma zamanıdır.
Sıkıca tutacağız birbirimizin ellerini ve,
Hep birlikte içimizden sessiz çığlığımızla haykıracağız teröre gözlerimizden: BİZİ ALIŞTIRAMAYACAKSINIZ!
***
Sayın Uğur Mumcu katledildiğinde yüreğimden vurulmuştum. Cenazesi inanılmaz kalabalıktı.Tüm gün yağmurla birlikte ağladık, yürüdük. O'ndan çok az görüntüler kaldı tv’lerde. Bir çok sorunun yanıtını verebilirdi eğer şimdi sağ olsaydı. Sayın Uğur Mumcu suikastler zincirinin en önemli halkasıydı. Önce düşünce liderlerini öldürdüler. Olayları çözebilecekleri yok etmekti amaçları. Ama unuttuklarıydı sessiz kalabalıklar. Onlar izliyorlardı ve gözlüyorlardı herşeyi. O yüzden herşeyin daha rahat konuşulacağı ve gerçek suçluların ortaya çıkacağı bir süreç yaşanacağına inancım var. Bu ülke geleneklerinin içine sokulmaya çalışıldı yıllarca; güç odaklarının çıkarlarıyla çakıştıklarını yok etmeleri. Hatta çıkar odakları, kendi kardeşlerini dahi öldürmeyi sıradan saydılar. Devletlerin çıkarları adına teorisyenler “düşünceyi suç saydırıp” topluma mal etmeye çalıştılar. Halk başka bir dünyada yaşarken,sürekli önlerine ısıtılıp kondu kokuşmuş çorbalar.Zorla yedirilirken sonuçlar ürettiler, analizler yaptılar halkın adına.Şimdi ise hertürlü acıyı yaşamaya itilmiş halkmızın üzerine yeni acılar eklemek isteyenler ellerini ovuşturup iştahla atacakları hamleleri hesaplamaktalar.Bu cinayete tüm bir ulus nasıl ortak edilir?Şimdi tüm dertleri bu olacaktır.Önce bizi katil ilan edecekler sonra da istekleri başlayacak.Kim kazanacak?Hiç kimse...
Tüm bu oyunlar bozmanın tek bir yolu olacak;sıkılmış bir yumruk gibi yek vücud olmak.Bu onları korkutacak ve yeni stratejiler belirlemeye itecektir.“Irak parçalanırsa Türkiye parçalanır” diyerek bir düşünce geliştirilmeye çalışılıyor.Bu tür cümleler kurarak “alıştırma yapma” taktikleri rahatsız edicidir:Önce lafı, daha sonra gerçeği.Bu ülke asla parçalanmaz çünkü bizleri yönetenlerin bilemeyecekleri bağlarla bağlanmışız biz.Çözemedikleri çok şeyler var ve olacaktır.
Bizim genetik kodlarımızı çözmeleri bizi sadece hasta etmelerine yeter.Ama ruhlarımız bu topraklardan aldığı güçle ortak ruhda buluşur ve çözülmez bir güce dönüşür.
Yaşadığımız,çoğu zaman yaşamak zorunda olduğumuz bu hayatı daha fazla çekilmez haline getirmeye kimsenin hakkı olamaz.
O yüzden birbirimizi anlamaya çalışıp birbirimizi merak etmeliyiz.
Sorular sormalıyız,her insanın bir felsefesi olduğunu bilirek.
Felsefe kaf dağından inmeli ve yeniden bu topraklarda serüvenine başlamalı;"ne" sorusuyla...

Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi

Siyasi Forum Siyasi-Politik Haber - Makale - Yazılar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder